22 Kasım 2017

Grand Hyatt İstanbul’da 2018’e Unutulmaz Bir Başlangıç Yapın


Grand Hyatt İstanbul, bu yıl da hem noel hem yılbaşı için hazırladığı birbirinden güzel menülerle misafirlerini bekliyor.  Gas Brothers ve Utku Yurttaş yılbaşı yemeği süresince jazz, piano ve 70’lerden günümüze popüler müzikleri çalacaklar. Gece, Gas Brothers’ın perküsyon show’unun da yer aldığı performans ve after party ile devam edecek.
Noel Menüsü, Grand Hyatt İstanbul’da
Grand Hyatt’ın içinde bulunan 34 Restoran, içinde leziz hindinin de olduğu Noel Yemeği özel menüsü ile 24 Aralık Pazar günü aile kutlamaları ya da arkadaş buluşmaları için ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 24 Aralık akşam başlayan ziyafet 25 Aralık Pazartesi günü öğlen ve akşam da devam ediyor.  Kişi başı 218 TL olan menü için önceden rezervasyon gerekiyor.

Yılbaşı gala yemeği ve eğlencesi
Yeni yıla sevdikleriyle beraber güzel bir başlangıç yapmak isteyenleri 34 Restoran’ın deneyimli şeflerinin elinden çıkan geleneksel Türk ve Akdeniz mutfağının lezzetlerinden oluşan açık büfe bekliyor.
Gas Brothers ve Utku Yurttaş’ın yılbaşı yemeği süresince jazz, piano ve 70’lerden günümüze popüler müziklerin çalacağı gece, Dining salonunda Gas Brothers’ın performans sergileyeceği, perküsyon show’unda dahil olduğu after party ile devam edecek. Sabahın ilk ışıklarına kadar devam edecek after party, yılbaşı ücretine dahil.
34 Restoran’da, 31 Aralık Pazar günü saat 20:00’de başlayan ve gece yarısı 02:00’ye kadar sürecek olan yılbaşı gala yemeğinin kişi başı fiyatı limitsiz yerli alkol içecekler 518 TL, limitsiz yerli & yabancı içecekler dahil fiyatı ise 618 TL. Minik misafirler için de kişi başı fiyat 318 TL.


Keyifli geçen yılbaşı gecesinin ardından 1 Ocak Pazartesi günü saat 12.00-16:00 arasında 34 Restoran’daki brunch’ta arkadaşlarınızla, ailenizle, sevdiklerinizle yeni yılın ilk gününü kişi başı fiyatı 218 TL olan brunch ile keyifli bir şekilde geçirebilirsiniz. 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

20 Kasım 2017

BELİZ KOZMETİK KİSS İ-ENVY TAKMA KİRPİK

Bugün sizlere uzun süredir bahsetmek istediğim ama ne yazık ki kısmet bugüneymiş dediğim 
Beliz Kozmetik firmasına ait olan Kıss marka İ-Envy KPE09 Au Naturale  ve  KPE13 Juicy Volume takma kirpiklerini anlatacağım.
Açıkça itiraf etmem gerekirse ben hayatımda hiç takma kirpik kullanmadım.
Bana hep yapamam ,yapıştıramam,gözümde ağırlık yapar veya olmadık yerde gözümden düşer hissi veriyorlardı.
Nisan ayında kardeşimin oğulları İlker ve Dinçer'in sünnet düğünleri, çekmecemde uzun zamandır duran Kıss marka takma kirpiklerini denemek için bir daha denk gelmeyecek bir zamanlamaydı.
Özellikle son zamanlarda sosyal medyada sürekli karşıma çıkıyor olması ve aldığı memnuniyet dolayısı sebebi ile güvenim sonuna kadar arttı. 
Beni o gece yarı yolda bırakmayacağını düşünerek kendim ve kardeşim için takma kirpiklerimi yanıma alarak kuaföre gittim. 
KPE 09 -AU NATURALE


Kirpiklerle ilgili ,internet sitesinden aldığım bilgilere göre ...
% 100 kaliteli insan saçından üretilen takma kirpikler ,oldukça ince dokusu sayesinde özel günler veya günlük kullanıma uygun. Hafif yapısı dolayısıyla göz kapağına ağırlık yapmaz. Gerçek kirpiklerle arasında tek fark ,daha uzun ve daha gür olması. Kutu içerisinden çıkan yapıştırıcısı ise protein içeriği sebebiyle ,kirpik diplerine bakım yapar. Kolayca takıp çıkarılırken ,gerçek kirpiklerinize zarar vermez diyor.

KPE 13- JUİCY VOLUME 
İlk aşamada şunu söyleyeyim. İlk takıldığında gözümde bir fazlalık varmış gibi hissettim açıkçası ama ilerleyen saatlerde iyice alıştığım için bu his ortadan kalktı.

Peki takma kirpiğimiz nasıl takılıyor. 
Bir cımbız yardımıyla kutudan alıyoruz. Gerekli görülürse gözümüze uyması için yanlarından kesebiliyoruz. Kirpiğin dip kısmını ,gerçek kirpiklerimizin dibinden yapıştırıyoruz. Maskara sürmeden önce 5 dakika kurumasını bekliyoruz. 

Kirpiklerin çıkarılması da oldukça basit .
Gözün dış kısmından tutarak kirpikleri yavaşça kendi kirpiklerimiz den ayırıyoruz.
Kirpik üzerinde kalan yapıştırıcıyı iyice temizliyoruz ki ,bir dahaki kullanıma hazır olsun.
Evet  Kiss marka takma kirpikler tekrar tekrar kullanılıyor.  Ben kullanıma alıştım, artık kendimde yapıştırıp kullanabiliyorum. Gözümün o görüntüsü oldukça da hoşuma gitmiyor değil hani :) 

Bu deneyimimi de sizinle paylaştım. Başka bir deneyim yazımda görüşmek üzere ,sevgiler...

15 Kasım 2017

SPLAT DİŞ MACUNLARI

Uzun zamandır elimde bulunan Splat diş macunlarını bitirmeye çalışıyorum.  
Kendi adıma söyleyeyim kimi çeşidinden çok hoşlandım kimini ise pek sevemedim. Splat diş macunları  Professıonel ve Specıal adında iki seriye sahip .
Bu iki seri içerisinde her ihtiyaca göre farklı diş macunları bulunuyor.
Ben bugün sizlere profesyonel seride bulunan  diş macunlarından bahsedeceğim. 
40 ml boyutlarıyla oldukça bereketliler ,markanın sevdiğim en güzel özelliği hayvanlar üzerinde deney yapmıyor .
Diş macunu Active: Düzenli kullanımda Bergenia Crossifolia yaprağı, Baikal Takke kökü ve Spirulina Platensis özleri  diş etlerini korumaya yardımcı olur .
A ve E vitaminleri ağız içi yumuşak doku desteklemeye yardımcı olur .
Yumuşak yapısıyla Sp.White System  dişlerin doğal beyazlığına kavuşmasına ve parlaklık kazanmasına yardımcı olur .


Açıkça söylemek gerekirse serinin en sevmediğimiz çeşidi bu oldu. 
Özellikle eşim, bir kere kullandıktan sonra bir daha kullanmadı. Renkli olması sebebiyle bu tarz diş macunlarından hoşlanmadığını  söyledi.Bizler  çok fazla  koyu renkte diş macunlarını kullanmayı sevmiyoruz.
O  yüzden bu macunu çok zor bitirdim. 
Dediğim gibi bu çeşitten hoşlanmadığımız için satın almayı düşünmüyorum.

GREN TEA : Düzenli fırçalamada doğal inci diş minesini güçlendirmeye ve içeriğinde bulunan yeşil çay, papatya ve ada çayı özleri sayesinde diş etlerinin korunmasına yardımcı olur .


 Gren Tea macun da  benim için kullanılabilir ama çok hoşuma gittiğini söyleyemeyeceğim.
Beyazlatma eskisini görmedim sadece ağızda bir ferahlık oluşturuyor.
 Eşim bu macunu benden daha çok sevdi. Onun için tekrar satın alabilirim.
Diş macunu BİOCALCİUM : İçeriğindeki hidroksiapati  bileşeni düzenli fırçalamada diş minesini güçlendirmeye yardımcı olur Doğal enzim Papain  diş yüzeyindeki oluşmuş tabakayı çözmeye yardımcı olur .
Yumuşak yapısıyla SP White System diş minesine zarar vermeden güvenli bir şekilde dişlere doğal beyazlık ve  parlaklık sağlamaya yardımcı olur 




Bizim en çok beğendiğimiz diş macunu bu oldu.
Özellikle ilk aşamada beyaz olması bizim için çok büyük bir artı.Sonra gerçekten beyazlatma etkisini çok rahat bir şekilde gözle görebiliyorum. Ayrıca rahat bir nefes sağlıyor. Bıocalcıum macunu bittikçe sürekli almayı düşünüyorum. 

Benim kullandığım splat diş macunları bunlar. Sizler daha önce splat macunlardan kullandınız mı ?Benim merak ettiğim bir çok çeşidi var .Onları da indirimde yakaladığım zamanlarda alıp denemeyi düşünüyorum 
Başka bir yazıda görüşmek üzere sevgiler...

1 Kasım 2017

FARMASİ BB KREM İNCELEMEM

Herkese merhaba , bugünkü blog yazımın konusu FARMASİ SKIN PERFECTING BALM 
Bizim için kısaca Farmasi BB krem :)
Farmasi  artık hepimizin bildiği üzere katalog ile satış yapan bir  Türk markası ,dünyanın bir çok ülkesine ihracat yapan ama ne yazık ki kendi ülkesinin çok geç keşfettiği bir marka:(
Sanırım en  çok merak edilen ürünü ise hiç şüphesiz farmasi bb krem.
Bir çok blogger ve vloggerin yorumladığı bu krem için bende fikirlerimi sizlere sunmak istedim. 
 Bugüne kadar kullandığım bir çok Farmasi ürününden memnun kaldım. 
Bakalım bu ürün  hakkında ben neler düşünüyorum. 
Farmasi bb krem 50 ml ,tüp şeklinde , sade ama çok şık bir ambalaja sahip .
Bende ki rengi Light To Medium açıktan , ortaya olan rengi .
Zaten iki renk seçeneği mevcut. Diğer renk bana çok koyu geleceğini düşündüğüm için bunu tercih etmiştim. Daha sonra da katıldığım bir etkinlikte hediye olarak ta aynı ton geldi .Gerçi bu renkte ilk sürdüğümde oldukça açık duruyor . Dakikalar ilerledikçe ten rengime daha yakın bir tona ulaşıyor.  Ben elimle sürmeyi tercih ediyorum. 
Elimin sıcaklığı ile daha iyi yüzüme oturduğunu düşünüyorum. 

7 etkili bb kremin  vaatlerine göz atacak olursak .
1-Ultra hafif formülü sayesinde gözenekleri tıkamadan cilt kusurlarını kapatır.
2- Formülünde bulunan macademia özü sayesinde cildi nemlendirir.
3- Vitamin B3 sayesinde cilde doğal bir parlaklık kazandırır.
4- Yulaf özü sayesinde cildi besleyerek onarır.
5- SPF 15 etkisi sayesinde ,güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korur. 
6- İpek proteini sayesinde yumuşacık bir cilt sağlar.
7- Kolajen ve argan yağı ile mimik ve yaşlılık çizgilerini azaltmaya yardımcı olur. 


Benim cildim le ilgili sorunum kızarıklık ve çok rahatsız etmese de lekelerim. Gerçi gün geçtikçe renk eşitsizliğim de gözle görülür hal almaya başladı. Bundaki sebep benim düzensiz uyku uyumam  olduğunu düşünüyorum.Vücut düzgün dinlenmeyince ne yazık ki cilt bunu hemen belli etmeye başlıyor. 
Fotoğrafta da gördüğünüz üzere oldukça güzel bir performansa sahip olan 
Farmasi Beauty Balm  ,kapatıcı etkisi sebebi ile beni tatmin etti .Ürünü kullanmadan önce mutlaka  cildimi nemlendiriyorum. Yoksa yanak bölgemde pütürlü bir görüntü oluşuyor. Cildimin renk tonunu güzel eşitlediğini düşünüyorum. Güzelde bir parlaklık sağlıyor. Hafif bir kokusu var ama sürdükten bir süre sonra kayboluyor.
Oldukça sağlıklı bir görüntü oluşuyor . Eğer çok sorunlu bir cilde sahip değilseniz ,farmasi bb kreme bir şans vermenizi tavsiye ederim. 
Başka bir yazıda görüşmek üzere  ,sevgiler....

25 Ekim 2017

BLOG NEDİR ? BLOGGER NEDİR ?

Herkese Merhaba.



Bu yazı bir grup aktif blog yazarı tarafından hazırlanmış ortak bir yazı. Çünkü blog ve Bloggerlığın ne olduğunun yanlış bilindiğini düşünüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Blog Yazarı arkadaşlarımızdan biri  Instagram'da "Blog nedir biliyor musunuz?" diye anket yaptı. Sonuçlar bizi çok üzdü. O yüzden kendimizce açıklamak istedik.


blog nedir? blogger nedir?


Blog Nedir?

İlk önce "Blog Nedir?" den başlayalım.

Blog; belirli bir konuyu anlatan paylaşımların yapıldığı web tabanlı sitelerdir.  Mesela  şu an bu yazıyı okuduğunuz yerdir. Kendine ait bir adresi vardır.



Blogger Nedir? 

Blogger; belirli bir konu hakkındaki deneyimlerini yazı ve fotoğraflarla anlatarak kişisel sitesinde yayınlayan kişidir. Bloglarımızda kimimiz gezip gördüğümüz yerleri anlatırız, kimimiz okuduğumuz kitapları, kimimiz yaptığımız makyajı kullandığımız kozmetik ürünlerini, kimimin çocuklarımızı, kimimiz hayata dair herşeyi. Sınırsızdır.



Pek kolay değildir. Çok aşamalıdır, hatta yorucu ve masraflıdır ama zevklidir. Sizlere bir blog paylaşımı için neler yaptığımızı da anlatmak isteriz.



Neyi yazacağımıza karar verdikten sonra, fotoğraflarını çekeriz. Bazen 100-150 fotoğraf içinden seçip ayırırız, düzenleriz. En az bir kaç saatimiz bununla geçer.



Yazacaklarımız farklı kişilerin deneyimini de içerecekse araştırma yaparız. Okuruz, sorarız, didikleriz.



Yazmaya başladığımızda kullandığımız dile, imlaya dikkat ederiz. Yazımız, arayan kişinin karşısına kolaylıkla çıksın diye yazı başlığını özenle seçip, etiketlerini hazırlarız. Şimdi yayına hazırız.



Yazıp yayınlamakla bitmez işimiz. Yayılsın, okunsun isteriz. Bu yüzden Facebook, Twitter, Instagram, Pinterest, Google Plus gibi sosyal paylaşım sitelerinde de blogumuza dair hesaplar açarak paylaşımlarımızı yayınlarız.



Sizin gibi bizim de vaktimiz yok aslında. Hepimizin işi, ailesi ve ihmal edemeyeceği sorumlulukları var. Blogumuzu yaşatmak, sürekliliği sağlamak için kendimizden zaman çalarız.



Bloglar Neden Önemlidir?

Bilgiler ilk ağızdan ve deneyim sahibi kişi tarafından verildiği için önemlidir. Blog yazarı yani "Blogger" deneyimini paylaştığı konuyu, tüm gerçekliğiyle anlatmaya özen gösterir çünkü emek verdiği bloguna karşı kendini sorumlu hisseder.



Son zamanlarda sosyal paylaşım sitelerinde açtıkları hesaplarda, kendini Blogger olarak tanıtanlar olmaya başladı. Buna en çok Instagram'da rastlıyoruz. Herkes Instagram hesabı açabilir, istediği her konuda paylaşım yapabilir, bunu süreklilik haline getirebilir. DOĞRU OLMAYAN kişinin Instagram sayfasını BLOG zannetmesi, sadece Instagram üzerinden paylaşım yaparak da ben BLOGGER'ım demesidir.



Instagram'da sahip olunan sayfa, hesabınızdır. BLOG DEĞİLDİR.



Yapılan paylaşımlar hesap yönetimidir. BLOG YAZARI OLMAK DEĞİLDİR.



Biz bundan rahatsız olduk çünkü bir gün önce aldığı cilt bakım ürününü övüp alın aldırın diyeni de gördük, arkadaşımızın yıllardır yazdığı sitesinin adresini kendi sitesiymiş gibi firmalara yollayıp iş birliği teklif edeni de. Başka hesapların paylaştığı fotoğrafları ve yorumları kendileri almış denemiş gibi anlatanları da gördük, firmaların her paylaşımının altına "DM lütfen" yazıp ürün isteyenleri de. Bu tavır, Blogger tanımının lekelenmesi gibi gözüktü bize. Bazen Bloggerlara güvenmiyorum yazanları okuyoruz, kendi adımıza bizi üzüyor. Sosyal medya hesaplarıyla bloglarımızın bir tutulmamasını rica ediyoruz.



Yazı kalıcıdır. Kaç yıl önce yayınlanmış ve hala soru alan yayınlarımız var. Bunları gördükçe mutlu oluyoruz. Sizler yazdıklarımızı okudukça, yorum yaptıkça mutlu oluyoruz. Tek çabamız bloglarımıza sahip çıkmaya çalışmak. Biz yazmaya devam edeceğiz, lütfen sizler de desteğinizi esirgemeyin.



Sevgilerimizle.

23 Ekim 2017

REVOX SIVI SAÇ KREMİ

Herkese merhaba ,bugün sizlere bahsetmek istediğim ürün uzan zamandır severek kullandığım Revox Sıvı Saç Kremi ,daha önceki yıllar da Revox at kuyruğu özlü şampuanını deneyip ,yorumlarımı paylaşmıştım. O yazımı okumayanlar için buraya iliştiriyorum:)  Tık tık ...
Saçlarım her zaman dile getirdiğim gibi oldukça sorunludur.
Edindiğim tecrübelere dayanarak söyleyebilirim ki ,kestirmek asla çözüm olmuyor.
 Uzasın diye beklerken yine sorunlu haline geri dönüyor :(
Saçlarım boyadan ve sürekli olarak yaptırdığım röfleden dolayı  bazen içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Kuru olarak asla tarayamıyorum,bu yüzden her zaman ıslak taramaya çalışırım. Her ne kadar saç kremi veya  maske kullansam da tarama aşamasında yine bir yardımcı ürüne ihtiyaç duyarım. 
Revox sıvı saç kremi işte bu aşamada benim en büyük yardımcım oluyor.
 İçerisinde at kuyruğu bitkisi özü ve kuş tüyünden elde edilen keratin bulunan sıvı saç kremi saçların daha parlak olmasını sağlıyor. Saçlara çok çabuk etki ederek saçımın kolay taranmasını sağlıyor.  

İçerisinde bulunan extraktlara göz atacak olursak .

*HORSE TAIL EXTRACT : Saç ve saç derisini besler ,gerekli bakımı sağlar. 

*HYDROLYZED KERATİN : Kuş tüyünden elde edilmiş keratin saç telinin yapısında ve yüzeyindeki zarar gören bölümleri etkin bir şekilde onararak,saçlarınızın daha kaliteli olmasına yardımcı olur. 

*D-PANTHENOL BS : Nemlendirici ,yatıştırıcı ve yumuşatıcı özelliğe sahiptir. Saç telinizin neminin korunmasına yardımcı olur. Saç yüzeyini düzgünleştirerek daha parlak görünmesini sağlar. 
   
 
Revox sıvı saç kremi 200 ml şişede oldukça bereketli bir ürün . Kullanmadan önce iyice çalkalamak gerekiyor.
 Sprey ağız başlığı sayesinde ,saçın her teline rahatla ulaşabiliyor. 

Bu ürünü kullandığım zamanlarda gördüğüm etkileri sıralamam gerekirse ...
Öncelikle spreyi sıktığım anda yumuşaklık gerçekleşiyor ve bu sayede saçlarımı yolmadan ve fazla dökülmesine imkan bulmadan  kolayca tarıyorum. 
Saçlarım dediğim gibi oldukça kuru ve asla kolay kolay yağlanmaz .Bu yüzden verdiği nem ve yumuşaklık benim çok hoşuma gitti. Kokusu çok güzel bu sayede saçlarım mis gibi kokuyor. Kuruduktan sonra saçlarımdaki o elektriklenme olayı oldukça basılıyor. Şöyle söyleyeyim normalde ben saçımı fön çektirmediğim zamanlarda kolay kolay salık kullanamayan bir insanım ama Revox sıvı saç kremi sayesinde oldukça dizginlenmiş saçlara sahip olduğum için rahatlıkla salık bırakabiliyorum.  
Saçlarımda kalıcı bir düzelme gözlemlemedim. Sadece kullandığım zamanlarda  iki gün o yumuşaklık devam ediyor ve saç uçlarımı da  yumuşattığı için daha sağlıklı bir görüntü elde ediyorum . Revox sıvı saç kremini oldukça başarılı buldum. Fiyat olarak indirim zamanları almayı tercih etsem de ,tavsiye edeceğim bir ürün olduğunu belirtmek isterim. 
 Başka bir yazı da görüşmek dileğiyle ,sevgiler...

23 Eylül 2017

BİONNEX PREVENTIVA SPF 50+ GÜNEŞ KREMİ


Artık hepimiz yaz ,kış güneş kremi kullanmamız gerektiğini biliyoruz.
Daha tam olarak kışın bu alışkanlığı oturtamasam da ,yazın mecburen kullanmak zorunda oluyorum. Beyaz tenli oluşum, çok çabuk kavruluyor oluşum ve bir daha aynı acıları çekmeyi göze alamayışım ,elimin altında sürekli bir güneş koruyucu krem bulunmasına sebep oluyor. Bu yaz ise kullandığım ürün #pudrakokusuilemayispapatyalari etkinliğinde bizlere hediye edilen Bıonnex Preventıva spf 50+ güneş kremi oldu.
Ürünü yakından tanıyacak olursak, Bıonnex Preventıva güneş kremi yoğun koruyucu organik ve mineral filtreler hem UVA hem UVB ışınlarına karşı yüksek koruma sağlar. Suya karşı özel formülüyle uzun süre güneş ışınlarının zararlarına karşı etkilidir. Her cilt tipine uygundur ,hipoalerjeniktir ve paraben içermez. 
Benim deneyimlerime gelecek olursak .Resimde de gördüğünüz gibi oldukça yoğun formüllü bir krem ve benim cildim de hiçte kolay emilmedi .Hatta çene bölgemde oldukça beyaz kaldı ve bu ürünün benim için günlük kullanıma uygun olmadığı kanısına vardırdı. Kullandığım süre boyunca herhangi bir sivilcelenme yaşamadım. Yalnız beni çok iyi koruduğunu da düşünmüyorum. Çünkü gün içinde sık sık tekrarlayarak sürmeme rağmen ,kumsaldan eve geldiğimde yüzümün kıpkırmızı olduğunu gördüm. Evet hiç bir acı yaşamadım ve lekelenme konusunda da başarılı buldum .
Yalnız kızarma sorununa çözüm olmadı. 
Güneşe çıkmadan 20 dakika önce kullanmaya başladım .Gün içerisinde denize girip ,çıktıkça yeniden sürdüm. 
Türkiye pazarında eczane kanalı ile sahip olacağınız Bionnex ürünlerine ,size en yakın eczanelerden ulaşabilirsiniz. 
Başka bir yazı da görüşmek üzere ,sevgiler...

15 Eylül 2017

BİODERMA PHOTODERM BRONZE BRUME SPF 30 UVA 17 TRANSPARAN YAĞ

BİODERMA PHOTODERM BRONZE BRUME SPF 30 UVA 17 
Yaz mevsimi ne yazık ki geçti gitti , insan yaz ayına doyamıyor. 
Neyse ki eylül ayının yarısına gelmiş olmamıza rağmen , hala yazdan kalma günler  yaşıyoruz. Hal böyle olunca deniz ve havuz sezonu kapanmamış oluyor. Ben bu yaz gönlüme göre bir tatil yaşadım ve kalıcı bronzluğa da sahip oldum. İki yıldır bronzlaşmak için tek kullandığım ürün Bioderma Photoderm Bronz Spf 30 transparan UVA 17 ,yüksek koruma sağlayan ve doğal bronzlaşmayı hızlandıran transparan güneş koruyucu yağdan bahsedeceğim bugün sizlere ...
 Ürün 200 ml ,sprey başlıklı ,renkli şeffaf bir şişeye sahip . Kullanımı çok kolay ele güzel oturuyor. Ellerim ıslakken bile kolay kavrayıp sprey başlığı rahat sıka biliyorum.
  Bioderma photoderm spf  bronze brume spf 30 uva 17 cildin bronzlaşma hızını arttırmaya ve güneşe karşı koruyuculuk sağlamaya yardımcı oluyor. 
Ben tatilimin ilk günlerinde muhakkak koruyucu süt kullanırım. Daha sonra ki günlerde artık o istediğim bronzluğa sahip olmak için bronzlaştırıcı ürünler kullanıyorum . Bu yazda  geçtiğimiz yıl olduğu gibi  Bioderma Photoderm Bronze Brume Spf 30 UV 17 kullandım.

Ürün kuru yağ formunda ..Bronzlaşmak için yağ kullananlar bilirler ,kumsalda bu tarz ürünler kullanmak çok zordur. Elleriniz vıcık vıcık olur ,bir süre hiç bir şeye dokunmak istemezsiniz.
Bu üründe bunu yaşamıyorsunuz .Transparan yağ diye boşuna adlandırılmamış.Vücuda sürdüğünüz anda hemen emiliyor ve asla üzerinizde ağırlık yapmıyor. 
Resimde de gördüğünüz gibi parlaklık var ama hemen emilmiş. 

 Ürün kesinlikle suya dayanıklı ,suya girdiğinizde su üzerinizde tutunamıyor..hemen kayıp gidiyor. Tabi ki çok uzun kaldığınız zaman artık suda çözülme oluşuyor ama o nemli dokusunu hissediyorsunuz. Vücudunuzu asla kurutmuyor .Tüm gün güneşte kalmanıza rağmen yinede nemli bir cilde sahip oluyorsunuz. Güneşten çok iyi koruyor,vücudumda kızarıklık oluşturmuyor.
Çok ta güzel bir kokusu var. Alkol içermiyor. 
Elimde bulunan ürünüm biti. Bir sonraki yaz muhakkak yenisini alacağım. Ben beyaz tenli biri olarak söyleyebilirim ki ,bugüne kadar başka hiç bir üründe bu denli bir bronzluk yakalamadım. Ayrıca kış ayları geldiğinde bile benim bronzluğum hala devam ediyor. Denemediyseniz tavsiye ederim.
Başka bir yazıda görüşmek üzere ,sevgiler...

9 Eylül 2017

URIAGE EAU THERMALE -TERMAL SU

Termal su kullanımına başlayalı çok uzun zaman olmadı aslında , bugüne kadar elimde termal sular bulunmasına rağmen hiç merak edip kullanmamıştım. Taki bu sene sıcaklar beni zaman zaman çıldırtma seviyesine getirdiğinde aslında anladım nasıl bir nimet olduklarını :)
Bugün sizlere elimin sık sık gittiği Uriage eau thermale sudan bahsedeceğim.
 Önce termal su ne işe yarar ? Ne amaçla kullanılır ? kısaca bilgilenelim istedim.

Termal su bildiğimiz suyun çeşitli elementler ve minerallerle zenginleşmiş halidir.Cildi yatıştırma özelliği bulunduğu için özellikle hassas ciltler için kullanım öneriliyor.

Fransız Alplerinden gelen Uriage Eau Thermale suyun hikayesi : Antik Roma çağlarında ,Romalılar Alpleri geçerken Belledonne  dağlarında bir su kaynağının dibinde konaklar. Bu su kaynağında yıkanan askerlerin yaralarındaki iyileşmeler gözlenince bu suyun çok özel bir su olduğu keşfedilir.

Tüm ciltler için uygun olan bu termal suyu ,yaz süresince elimden hiç düşürmedim.
Kah serinlemek amaçlı ,kah güneş alerjimi bastırmak amaçlı sürekli kullandım .Benim güneş alerjim dolayısıyla boyun bölgemde isilik gibi kabarmalar oluşuyor. Bunu ne yaparsam yapayım yok edemiyordum .Birde üstüne kötü bir kaşıntı oluşuyordu. Duş alsam da ,krem sürsem de üstesinden gelemediğim bu sorunumu Urıage termal su ile bastırdım. Duş sonrası uyguladığım termal su ,bir süre sonra kaşıntıyı ortadan kaldırıp. Kabarcıkların sönmesine sebep oluyordu. 
150 ml'lik  oldukça bereketli ve renklerinin saflık hissi veren bir şişeye sahip .
Urıage termal su düzenli kullanımda cildin canlılığını ve parlaklığını korumaya yardımcı oluyor. Ürünü kullanırken dikkat ettiğim en önemli nokta ise cildimde yapışkan bir his bırakmıyor. Kesinlikle gözlerimi yakmıyor. 
Arka kısmında hangi amaçlarla kullanılacağını gösteren resimde mevcut. 
Ben yaz boyunca elimden hiç düşürmedim. Ayrıca eşimin tıraş sonrası cildinde oluşan kızarıklığı yok etmek üzere sürekli kullanıyoruz. Ağda sonrası da rahatlıkla kullanılabilecek bir ürün .
 Oldukça memnun kaldım ve ilk fırsatta tekrar almayı düşünüyorum.. Aşağıya kullanım alanları ile ilgili birde şirin bir video bırakıyorum.
 Kendinize iyi bakın.Başka bir yazıda görüşmek üzere ,sevgiler...

22 Ağustos 2017

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Henüz bilmiyorsanız da, bu yılki Kurban Bayramı’nda öğreneceksiniz zira etleriniz buzdolabı içerisinde en fazla bir hafta dayanacak! Yani ister et, isterse de diğer gıdalar için uzun süreli depolama yapmak istiyorsanız, bir derin dondurucu kullanmanız gerekiyor. Bu bakımdan iki seçeneğiniz var: yatay ve dikey derin dondurucu modelleri. Yatay olanlar bir sandığı andırıyor ve kapakları üst kısımda yer alıyor. Dikey olanlar ise aynı bir buzdolabı gibi: Kapakları ön kısımlarında bulunuyor ve (isminden de tahmin edebileceğiniz gibi) dik şekilde kullanılıyorlar. Ben, tercihimi dikey derin dondurucu modellerinden, hatta daha net söyleyecek olursak, UED 5170 DTK A++ modelinden yana kullandım.

                                                               

Neden derseniz, her şeyden önce Uğur Soğutma markası güven veriyor. 60 yılı aşkın bir süredir derin dondurucu üretiyorlar ve bu nedenle benzersiz bir uzmanlıkları bulunuyor. Unutmayın, bu cihazları on yıllar boyunca kullanmak için alıyorsunuz ve he sağlamlıkları, hem de servis ağlarının yaygınlığı önem taşıyor. Uğur Soğutma, her iki bakımdan da beklentilerimi fazlasıyla karşılıyor. Gelelim tasarıma: UED 5170 DTK A++, dikey bir derin dondurucu modeli. Ben bu tasarımı seviyorum zira kullanması daha pratik geliyor: Aynı bir buzdolabı gibi rahatça kullanabiliyor, hatta buzdolabının yanına koyarak uyumlu ve estetik bir görünüm elde edebiliyorsunuz (ben öyle yaptım, tavsiye ederim).


UED 5170 DTK A++ yalnızca 46 kilo, yani kimseyi çağırmama gerek kalmadan bir köşeden diğerine kolayca taşıyabiliyorum. İç hacmi 170 litre, sadece benim değil, komşularımın gıdalarını bile depolamaya yetiyor! A ++ enerji sınıfında olduğu için, neredeyse hiç elektrik harcamıyor. En sevdiğim özelliği de, elektrik kesintilerinde bile içindekileri 15 saat boyunca korumaya devam edebilmesi oldu. Sık sık kesinti yaşanan bir yerde oturuyorsanız, emin olun bu özellik çok işinize yarayacak. Satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a/100028 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, peşin fiyatına 12 taksit yaptırarak kredi kartınızla alabiliyorsunuz. Geniş iç hacimli, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir derin dondurucu arıyorsanız, UED 5170 DTK A++ modelini gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.

                                     
Bir boomads advertorial içeriğidir.

1 Ağustos 2017

HC CARE LİGHTENİNG PEELİNG CLEANSER YENİLEYİCİ VE AYDINLATICI PEELİNG JEL

Herkese merhaba ,cilt bakım ürünlerim arasında son aylarda  Hc Care Lightening Peeling Cleanser  kullanıyorum. Biliyorsunuz ki peeling sayesinde cildimiz daha canlı ve pürüzsüz gözüküyor. Kullanmış olduğumuz leke kremleri ve kırışık önleyici ürünler böylelikle cildimize daha iyi etki ediyor.Cildimin daha canlı ve daha sağlıklı gözükmesi için bende haftada bir kaç kez yüzeysel peeling uyguluyorum . 
Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi hcc care ürünlerini  oldukça başarılı buluyorum. Bu peeling de benim memnun kaldığım bir ürün oldu. Ürün kullanma talimatları arasında sabah akşam kullanılması tavsiye ediyor. Bu kullanım benim  cildime fazla olduğu için,  haftada bir kaç kez  özellikle duş sonrası kullanıyorum. Böylelikle  açılan gözeneklerime daha iyi etki ettiğini düşünüyorum. Çok fazla sert peelingler tercih eden biri değilim bu sebeple ilk zamanlar bu peeling ile pek anlaştığımı söyleyemem. Zaman içerisinde tekrar kullanma şansı verdiğim bu ürünü yüzüme çok fazla bastırmadan kullanıyorum.
 Göz çevresinde kesinlikle kullanmamamız gerektiği ürün üzerinde özellikle  belirtiliyor. 


Ürün vaatlerine göz atacak olursak  ,Hc care lightening peeling cleanser yenileyici ve  aydınlatıcı peeling sabun içermeyen temizleyiciler sayesinde ,kuruluğun neden olduğu pul pul dökülmelere karşı korumayı ve cilt görünümünü yeniden canlandırmayı destekliyor. Nemlendirici formülü sayesinde yüzeysel kirleri ve ölü hücreleri kolayca temizlerken cildi pürüzsüz ve yumuşak bırakmak üzere geliştirilmiş. 
İçeriğindeki cilt tonu düzenleyiciler sayesinde ferah ve ışıltılı bir görünüm kazandırıyor.
Ürünü nemli cildime uygulayıp,bir süre bekliyorum . Sonra cildimi iyice duruluyorum.
 Peelingi uyguladıktan sonra yüzümde o aydınlanmayı fark ediyorum. Cildim kesinlikle kuruma yapmıyor .Bunu kullanım sonrası hemen nemlendirici sürmem gerektirmediğinden anlayabiliyorum.
150 ml yumuşak plastik bir tüp ambalajı bulunuyor. Ambalajın yumuşaklığı sebebi ile  kullanmak istediğiniz kadar ürünü alabilmek kolay ,ürün içeriğinde antioksidan ve nemlendirici özelliği olan bambu ağacıda bulunuyor. Ürünün çok hoş ve hafif bir kokusu bulunuyor.
Ürün açıldıktan sonra 12 ay içerisinde tüketilmek zorunda ,şunu belirtmeden geçemeyeceğim Hc Care ürünleri % 100 Türk markası buda gurur verici bir ayrıntı.Hayvanlar üzerinde kesinlikle test edilmiyor ve içeriğinde kesinlikle hayvansal katkı maddeleri kullanılmıyor. Severek kullandığım bu peelingi 35 TL'ye www.hccare.com sitesinden satın alabilirsiniz. 

Başka bir yazıda görüşmek üzere sevgiler....





18 Temmuz 2017

PASTEL DAY LONG LİPCOLOR 20-22-29

Elimde bulunan Pastel Day Long Lipcolor serisinden artık bir yazı yazma vakti gelmişti.
 Hiç tartışmasız ki  mat rujlar arasında açık ara en favori seri Pastel markasına aittir. Her geçen gün yeni bir renk eklenmesi ile en favori rujlar arasında olan bu serinin benim elimde bulunan 20-22-29 renklerinden sizlere bahsetmek istiyorum. Sırayla gidersek en üstten başlayalım.
Pastel Day Long 20 numara bu ruj nude kahve tonlarında,içinde pembelik barındıran çok sevimli bir renk ,yalnız ben sürdükten bir müddet sonra rengi gittikçe koyulaşıp tam bir kahve tonunu alıyor. Rengi bende orta derece kalıcılık sağlıyor. Day long serisinin renklerine göre kalıcılık dereceleri de değişiyor. Şu yaz günlerinde en sık kullandığım renk bu oldu. Bronz tenimde tahminimin de ötesinde çok güzel bir duruş sergiliyor. 

Pastel Day Long 22 numara koyu bir mürdüm rengi .Dişleri olduğundan daha beyaz gösterebilme özelliğine sahip:) İlerleyen saatlerde dudak çizgilerini belli etmeye başlıyor. Yalnız içlerine dolup çirkin bir görüntü oluşturmuyor. Bu rengi sürerken oldukça dikkat etmek gerekiyor. En ufak bir yanlış düzeltmeye çalışırken daha çok bulaşmaya sebep olabiliyor. 

Pastel Day Long 29 numara soğuk alt tonlu bir pembe  ,bu rujda benim dudağımda değişime uğrayıp ilerleyen saatlerde lila rengine bürünüyor. Serinin en zor bulduğum rengi bu oldu.Bana çok yakışacağını düşünmesem de bu kadar ulaşılmaz olması oldukça ilgimi çekmişti. Satın aldıktan sonra aslında almasam da olurmuş dediğim bir renk oldu. Aslında ambalajında gördüğüm renkle aynı tonda kalsaydı belki daha çok sevebilirdim. Sanırım bu renk esmerlere  daha çok yakışıyor. 
Bu rujların ortak özelliği bir şeyler yemediğiniz ,içmediğiniz sürece çok sorun çıkartmıyor. Kalıcılıkları gözlemlediğim kadarı ile rengine göre değişiyor.Bir çok arkadaşımın saatlerce dudağından kıpırdamasına rağmen bende o performansı göstermiyor. Hayatımın mat rujları diyemem ama yinede renklerine karşı kayıtsız kalamıyorum. Ambalajları oldukça sağlam,sade ve şık bir tasarıma sahip .Dudaklarımın çok kuru olmaması sebebi ile çok fazla kurutma yaşamıyorum. Altına asla nemlendirici bir ürün kullanmıyorum .O şekilde denediğimde dayanıklıkları daha çok düştü.
 Ben yaz kış ayrımı yapmadan tüm renklerini her mevsimde kullanıyorum . Normalde 25 tl'ye yakın bir fiyatta satılan bu rujlar ,indirim zamanları denk gelinirse  oldukça uygun fiyatlara sahip olunabiliyor. Elimde daha bu seriye ait renk mevcut ama yazı uzun olacak diye onları farklı bir yazıda paylaşmayı uygun buldum. 
Pastel rujlara Gratis mağazaları ve bir çok kozmetik mağazasından ulaşabilirsiniz. Sevgiler...

5 Temmuz 2017

L'ROUGE DEO SPRAY

Herkese merhaba ; bugün size bahsetmek istediğim ürün benim propam markasına ait L'ROUGE DEO SPRAY...
 Terlemeyi değil ,ter kokusunu önleyen sprey...
 Terlemek sağlıklı bir beden için olması gereken bir fonksiyondur. Terleme sonucu vücudumuzun ısısı ayarlanır ve kendini serinletmeye çalışır .Terlemek vücuttan toksinlerin atılması için çok önemlidir. Ter kokusunu önlemek için ise çeşitli ürünler kullanırız.  Özellikle mis kokulu ürünler kullanmak illaki vazgeçilmezimizdir. Son senelerde bu tarz ürünlerin içeriğinde nelere dikkat etmemiz konusunda noktaları da öğrendik. Kullandığımız ter kokusu giderici ürünlerin içerisinde alüminyum ve paraben bulunmaması gerekiyormuş Hatta okuduğum bir makalede ,son yıllarda hızlıca çoğalan göğüs kanseri sebebi koltuk altına sürülen bu kötü içerikli ürünler olabilirmiş .
Peki bu kadar ince detayları olan bir konuda L'rouge Deo Spray neden ayrıcalıklı ,ürünün iddialarına göz atalım.
* Alüminyum klorür ve zirconium ,paraben ve türevleri ,boya ve itici gaz içermez.
*  Terleme ile oluşan kötü kokuları engeller.
*Dediğim gibi terleme vücudun ısı dengesini ayarlayan bir fonksiyondur. 
Bu ürün vücudun terleme yoluyla soğumasını engellemez.
* Giysilere leke ve iz bırakmaz.
* Ter bezi kanallarını kapatmaz.
* Yapışkanlık hissi yapmaz .

Ürün 50 ml sprey şeklinde bir plastik şişeye sahip ,ürün içerisinde pudra ve gluten olmamasına rağmen ben nedense pudramsı bir koku duyuyorum . Özellikle yeni banyo yapıldığında yani vücut daha terlemeye başlamadan önce kuru ve temiz cilde 15 cm mesafeden kullanılması tavsiye ediliyor. Serin havalarda kullandığımda ürünün kokusu 24 saat koltuk altımda kalmasına rağmen ,tabi ki bu sıcak yaz günlerinde yineleme ihtiyacı hissettiriyor. 
Deneme amaçlı her koltuk altımı kaldırdığımda o mis gibi kokusunun varlığını hissetmek çok hoşuma gidiyor. Cildim tarafından çok kolay emiliyor ve asla kıyafetlerime leke yapmıyor. İçeriğinin temiz ,kullanımın kolay olması sebebi ile son günlerde tek kullandığım ürün kendisidir. Ayrıca Türk markası olması gurur verici , #pudrakokusuilemayispapatyalari etkinliğinde tanıştığım Benim Propam ürünlerine www.hepsipropada.com sitesinden göz atabilirsiniz.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere ,sevgiler...

20 Haziran 2017

FARMASİ KAJAL JEL EYELİNER



Geçtiğimiz mayıs ayında , Farmasi ürünleri satan bir arkadaşımdan Farmasi Kajal Jel Eyeliner siparişi verdim. Geldiği günden beri elim devamlı bu eyelinere gidiyor. 
İlk kullandığım jel eyeliner olduğu için veya sürümü değişik geldiği içindir bilemiyorum:)
  Her seferinde bir öncekinde daha iyi sürmeyi başardığım bir eyeliner oldu. Açıkça söylemek gerekirse ,kullanmaya başlamadan önce bayağı beni ürküten bir üründü. İtiraf etmeliyim ki kalem eyelinerler herkes gibi benim içinde kullanımı oldukça kolay ürünler .


Geçtiğimiz ay ki katalogta eyeliner fırçası yanında hediye olarak satılıyordu. Bende daha önce jel eyeliner fırçası kullanmadığım için ,işe yarayıp yaramayacağını düşünmeden siparişi verdim.. Beni hiç zorlamayan ,elime oldukça iyi oturan ve tek sürüşte çizgiyi tamamlamama fırsat veren bir fırça oldu. Aldığıma pişman olmadım .
Jel eyeliner 3 g küçük bir kavanoz içerisinde bulunuyor.
Fırçayı dokundunuz anda köpüğe dokunuyormuş izlenimi veriyor. Mat bir yapıya sahip ,sürdüğünüz andan kısa bir süre sonra ürün matlaşıyor. Buda oldukça hoşuma giden özelliği oldu. 
  Dokunmadığınız sürece akma ,bulaşma yapmıyor. Gün boyu gözümde sorunsuz kalıyor.Aslında rengi bayağı siyah ama ben jel eyelinerlara alışık olmadığım için fırçaya fazla alamıyorum :) 
Jel eyelinerler da sorun bir süre sonra kurumaları ,bunu yaşamamak için kapağını sıkı sıkıya kapatıyorum.
 Günlük kullanımda işimi gören bir eyeliner oldu. Kavanoz küçük olmasına rağmen ,oldukça uzun süre kullanacağımı düşünüyorum. Yalnız gözümden temizlerken beni biraz uğraştırıyor. Sıradan bir misel su işimi görmüyor ,çift fazlı ürün ile daha iyi sonuç alıyorum. 
Sizler farmasi jel eyeliner denediniz mi? 
Benimle paylaşırsanız sevinirim. 
Yaptığım alışverişte bir kaç ürün daha aldım .Onları da kullandıkça paylaşacağım.Sevgiler...

16 Haziran 2017

Ya Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?



Uzunca bir süredir kozmetik ve yaşam blogları gerek bloglarında gerek sosyal medya hesaplarında bazı şikayetler ve sitemler görüyorsunuz. Bizler yani blog yazarları istedik ki bu durumu tek bir yazıda toplayalım, sorunu ve kaynağını anlatalım.

Öncelikle belirtelim; bizler marka gönderisinden çok kendi aldıklarımızı bloglarında yazan blog yazarlarıyız. Yani bu yazıyı yazma cesaretini gösteriyorsak ki bu nokta çok önemli, blogumuz biz istediğimiz için var ve var olacak!

Uzun bir süre aktif blog yazarları olarak olayları uzaktan izledik. Blog yazmayı kolay zannedenler ticari veya en azından çıkar amaçlı blog açıyorlar. Hatta blog demeyelim, instagram hesabı açıyorlar ve kendilerine blogger diyorlar. Üzerine son zamanların en moda hadisesi takipçi satın alıyorlar. Bir bakıyorsunuz 2 aylık bir instagram hesabı 40 bin takipçiye ulaşmış. Çözünürlüğü iyi fotoğraflar, hatta bazen yabancı bloggerlardan aldıkları fotoğraflar ile “dostlar iş başında görsün” mantığı ile paylaşım yapıyorlar. Ardından markalara yazmaya başlıyorlar, tanıtmak için ürün istiyorlar. Zaten instagram hesaplarını açar açmaz profillerine ekledikleri bir not var: “Reklam ve iş birlikleri için DM” Yani amaç baştan belli sizce de öyle değil mi? Ve bazıları blog nedir, blog nasıl yazılır haberi yok. İçlerinde instagramın gerçekten blog olduğuna inananlar var biliyor musunuz?.

Bu şekilde bir yol izleyerek hem gerçek blog yazarlarının emeğini hiçe saymış oluyorlar hem ‘blog yazarlığı’ vurgusunu kötüye kullanıp lekeliyorlar. Olay bununla da sınırlı değil. Markaların ‘denemeleri ve yazmaları’ için gönderdiği ürünleri satmaya başlıyor kimileri. Yani olayın ticari boyutuna kısa yolla ulaşıyorlar.

Peki bu durumda sadece kendini blogger zanneden ve etrafındakileri inandıranlar mı suçlu? Bunların hesaplarını incelemeyen ve “ben bloggerım dediğinde “hani senin blogun” diye sormayan firmaların hiç mi suçu yok? Aslında bakarsınız suçları hiç azımsanmayacak ölçüde. Onlar bu blog yazmayan ve takipçileri gerçek olmayan hesaplara ürün gönderip, ürünlerin akıbetini bile sormayınca ne oluyor? “Bu iş ne kadar kolaymış” diye düşünen meraklı insanlar da açıyorlar bir instagram hesabı, alıyorlar takipçiyi başlıyorlar firmalara yazmaya. Belki onlara da gelir öyle değil mi?

Bu arada emek veren blog yazarları ne yapıyor dersiniz? Sırf bu işi severek yaptıkları için, blog yazarken paylaşım yaparken mutlu oldukları için ceplerinden para verip o markaların ürünlerini almaya devam ediyor. Evet bir çoğu bunu yapıyor.

Sizce firmalar neden böyle yapıyor? Ürünleri yazmayan tanıtmayan hatta blog bile yazmayan insanlara neden ürün gönderiyorlar? Bizler nasılsa gidip o ürünleri alıp, kullanıp yazıyoruz. O kişiler bedava olmazsa almıyor. Sebep bu olabilir mi? Biz mantıklı bir gerekçe bulamadık. Bizler blog yazarı olarak, birer tüketici olarak blog yazarları kimdir, ne kadar samimidir bir iki defa okumakla anlayabiliyorsak koskoca pr ekipleri bunu neden anlayamıyor? Çalıştıkları markayı aşağı çekmek hoşlarına gitmez ama ürün gönderdikleri insanlar instagram hesaplarında bile ürünü yorumlamazken nasıl bir sonuca varmayı düşünüyorlar dersiniz? Peki pr işlerini instabloggerlara veren markalara ne dersiniz? Bol bol soru işreti konulacak cümleler kurmak mümkün bu paragrafta… Bizde bu soru işaretleri oluşturan markalar yanında nokta atışı yapan muhteşem firmalar da var. Onları da yürekten tebrik ediyoruz.

Bir sorun da nedir biliyor musunuz? Firmaların uyarılara duyarsız olması! Ya cevap verilmiyor, ya geçiştiriliyor. Bazı markaların ‘blogger toplantısı’ adı altında bir organizasyon yapıp katılımcıların yarısından çoğunun blogu olmayan makyaj sever instagram hesabı olması ayrı bir konu zaten.

Bu noktada hemen vurgulayalım; markaların denemesi için ürün gönderdiği çok kıymetli blog yazarları da var. Ve bizler onların yorumlarını fazlası ile önemsiyor ve ilgi ile takip ediyoruz.

Bu yazıyı hep birlikte hazırlayıp yayınlamadan önce çok düşündük. İlk soru 'acaba tepkimiz işe yarar mı?’ Evet okuduğunuza göre yazıyı yayınlama kararı aldık. Hiç bir işe yaramasa da, ürün incelemeyi değerlendirmeyi bilmeyen amacı çok farklı olan insanlarla iş birliği yapılmaya devam edilse de bizim çizgimiz net! Bugüne kadar ne yaptıysak o şekilde devam etmeyi planlıyoruz. Ya siz olsaydınız ne yapardınız?

Not: Bu yazıyı görüp paylaşmak isteyen blog yazarlarının, detaylıca anlayarak okumasını rica ediyoruz. Yazıda altını dolduramayacağı özelliklere sahip birinin bu yazıyı yayınlaması doğru olmaz. Mesela bloguna düzenli yazı girmeyen veya blogu sadece hediye ürünlerle dolu olan bir blog yazarı lütfen bu yazıyı yayınlamasın. Bizler gibi düşünen yazarların bu yazıyı paylaşması hepimizi mutlu eder. Bizler doğru yolda olduğumuzu biliyoruz ancak yazının çok fazla blogda yayına girmesi bizim tavır ve tepkimizin doğru olduğunu çok fazla insana ulaştırır.

Sağlıcakla…


15 Haziran 2017

VİSSMATE TEMİZLİK ÜRÜNLERİ

Bayram için ev  temizlikleri  başladı mı?
Bugün sizlere evimde severek kullandığım vissmate ürünlerinden ve kullanım alanlarından bahsetmek istiyorum. Vissmate ürünleri ile tanışmam firmanın bana göndermiş olduğu çamaşır suları ile olmuştu. 
O günden beri evimde severek kullandığım bir marka oldu. Hatta çevremdeki insanlara da o kadar benimsettim ki bu çamaşır sularını ,şimdi herhangi bir markette vissmate markası ile karşılaşsalar ,senin çamaşır suları şu markette de satılıyor veya senin çamaşır suyu markası yeni ürünler çıkartmış muhabetleri dönüp duıruyor. 
Hani duyan firmanın sahibi benim sanacak :))
Çamaşır suyunun en sevdiğim özelliği ,insanı tıkayan bir kokusu olmaması ve yoğun olması.
Neyse gelelim diğer severek kullandığım ürünlerine :)

İlk bahsetmek istediğim ürünü VISSMATE SİLİKONLU TEMİZLEYİCİ cam, metal,mobilya temizliğinde kullanılıyor. Mavi bir su şeklinde olan bu ürün düzenli kullanımda içerdiği silikon sayesinde yüzey üzerinde mikro ince bir tabaka oluşturuyor. Kirin,tozun ,su ve kireç lekelerinin tutunmasını engelliyor.Yaptığınız temizliğin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ben bu ürünü en fazla aynalarımda, evin camlarında ,duşa kabin camlarında ve mobilyalarımın temizliğinde kullanıyorum . Püskürtme mekanizmalı şeffaf bir şişeye sahip olan ürünün şişesini çok sevdim . Özellikle  tetik kısmının çok sağlam olması hoşuma gitti. İçeriğinde % 5 oranında silikon bulunuyor. Kimine göre yoğun olan kokusunu ben çok sevdim . Ayrıca bu ürün araba iç ve dış temizliğinde de kullanılıyor.
 Bir diğer severek kullandığım ürünleri ise VISSMATE HİJYENİK YÜZEY TEMİZLEYİCİ benim elimdeki, dağ çiçekleri ve çiçek tazeliği ,sert zeminleri temizlemekte kullanıyorum. Yerleri ,fayansları mermer ,seramik yüzeyleri ,banyodaki küvet ,lavabo ,evye gibi yerleri ve beyaz eşyalarınızın dış yüzeylerinde kullanabilirsiniz. Ayrıca kova içerisine yaptığınız suyun içine katıp camlarınızı da silebilirsiniz. 
Son günlerde banyo temizliğinde en sık  VISSMATE JEL BANYO bu ürünü kullanıyorum.
 Jel yapısı kolay durulanıyor olması ve güzel kokusu bunun en başlı sebeplerinden biri :) Direk olarak yüzeye sıkıyor ve sünger yardımı ile biraz ovalayıp duruluyorum. Verdiği parlaklık hoşuma gidiyor. Bu jel ürünün birde mutfak için olanı var .Oda merak ettiğim bir ürün en kısa zamanda alıp denemeyi düşünüyorum. 
İşte benim en favori ürünüm VISSMATE SIVI ARAP SABUNU mis gibi beyaz sabun  kokuyor. Bitkisel yağlardan elde edilen sıvı arap sabunu tüm ev temizliğinde kullanılabiliyor.  Tamamen doğal yağ ve sabun bazlı bir ürün .Tek sevmediğim yönü kapağı ölçü olarak kullanılamıyor .
Hani yumuşatıcı şişelerinde olduğu  gibi içine giren kapaklardan olsaydı daha çok hoşuma giderdi.
Böylece kapağı ölçü kabı olarak kullanabilirdim. Onun haricinde temizlemesini ve doğa dostu olması en güzel özelliği ,severek kullanıyorum. 

Dediğim gibi son günlerde evimde en sık bu ürünleri kullanıyorum. Sizde şöyle güzel bir bayram temizliğine başlayacaksanız VISSMATE ürünlerine göz atın derim. Sevgiler...

8 Haziran 2017

ESSENCE MATT MATT MATT LONGLASTİNG LİPGLOSS

Essence ürünlerini her zaman çok beğendiğimi dile getirmişimdir. Bugün sizlere son zamanlarda yine severek kullandığım Essence Matt Matt Matt Longlasting Lipgloss 'lardan bahsedeceğim. Üst üste üç tane mat vurgulaması görünce kafamda kupkuru yapacak bir lipglos canlansa da,bu ürünler kesinlikle tam bir matlık sağlamıyor.  Benim elimde üç rengi mevcut  ,serinin sanırım beş rengi varmış. .Diğer renklerine açıkçası hiç denk gelmedim.Bunun sebebi essence ürünlerinin eskisi gibi kolay bulunuyor olmaması:( Bulunduğunuz yerde Rossman veya Eve mağazası yoksa ne yazık ki çok zor ulaşılıyor. 

İçinde 5 ml ürün bulunan tatlı bir ambalajı var.Üçgen şeklinde bir fırçaya sahip. Ürün açıldıktan sonra 24 ay gibi bir sürede tüketilmesi gerekiyor. Bu lipglosların  kokuları benim için çok güzel ,şeker tadında kokulara bayılırım.Buda şeker gibi ,kremalı bisküvi gibi ne bileyim tarif edemiyorum ama çok çok güzel kokuyor. Tadı da şekerli bu arada :) Dudağa sürüldükten sonra , oturması için bir müddet beklemek gerekiyor. Daha sonra kadife gibi bir his bırakıyor dudaklarımda. Köpük tarzda bir yapıya sahip olmaları ,alışıla gelmiş olduğumuz lipgloslardan oldukça farklı ,hatta fırçasına aldığınızda oldukça yoğun geliyor yapısı .
Yukarıdan ,aşağı sıralarsam ilk renk 01 La vıe est belle serideki en sevmediğim renk oldu.Bir kere oldukça soluk bir pembe yani dudaklarıma sürdüğümde beni resmen nursuz gösterdi:) Bir diğer eksi tarafı ise dudakta rengini tam vermesi için üst üste geçmek gerekiyor yoksa fırça izi bırakıyor. 
02 Beauty-Approved  kahve tonlarında bir nude renk .Bu renk konusunda kararsızım sevip sevmediğim arasında gidip geliyorum.Kendime nude tonları pek yakıştıramadığım için olabilir sanırım  .

03 Girl OF Today işte benim favorim .bu rengi kendime çok yakıştırıyorum.Gül kurusu tonlarında bir pembe :) Bana göre serinin en güzel rengi de bu zaten .
Ben en çok dediğim gibi 03 rengini kullanıyorum. Renk bana kalırsa oldukça kalıcı ,şimdi kalıcı deyince kafanızda saatlerce çıkmıyor mu ? gibi bir soru canlanmasın . Demek istediğim benim bugüne kadar kullandığım hiç bir lipgloss saatlerce dudağımda kalmadı .Bu dokunmadığım sürece ,bir şey yemediğim,içmediğim sürece dudağımdan oynama yapmadı. Sanırım daha koyu renk kullananlar bu lipgloslardan memnun kalmamış ama ben renginde avantajı olarak çok memnunum . Birde 03 numaranın bende duruşunu ekleyip ,son noktayı koyuyorum.
 Hepiniz kendinize iyi bakın,sevgiler...